12/8/2009 - üşüten yaz(ı)
Çürüyen bir aşkın ellerinden tutmaya gücümüz yetmezdi, aslında bunu bilirde bilmezden gelirdik. Yazgımıza boyun eğmeme gibi asi bir eğilim vardı yatağında sakin akamayan ruhumuzda… Çürüyen bir aşkın ellerimizden tutamayacağını bilirdik de bilmezden gelirdik. Ellerimizden tutmalıydı biri. Yaşamak için sonsuz boşlukta tutunmaya çabalardık, okyanusun ortasında. Oysa batan gemiden kalan bir filika bile değil, yorgun kollarımız ,yorulgan. Bizi bekleyen biri var Bir yer En aşağıda Toplumsallığımızdan koptuğumuz ölçüde yabancı ve yalnız Yabancı ve yalnız olamamak adına sürünün bir parçası Sürü çekiyor seni kendine doğru Çeşit çeşit sürüler var, bozkır kurdu bir başına Bu bir tercih midir? Algılama düzeyi; olsa olsa Sadece o düzeye erişenlerin anlayabileceği, geri dönmenin mümkün olmadığı bir yer. Umudun ve inancın olmadığı. Azabın kol gezdiği. İğrendiğin ruhun ve delice aşık olduğun uzakta akan yaşam… Çok cesurdun dedi bana “Canım sıkılıyordu” dedim sadece Sadece canım sıkılıyordu Kırmızı atlasların ve mor kadifelerin altında kıvıldayan bir cansıkıntısı ele geçirmişti ruhumu Yaprağın dalından kopması Tüyün yere düşmesi Taşın suda sekmesi Bir yana Yeşildi gök Maviydi yer Kırmızıydı kanım Sarıya boyamıştım tüm duvarları Görmüyordum aslında karanlıktı Gözkapaklarımın gerisinde bir sarı mavi kırmızı yeşil cümbüş ki Evlere şenlik Acemisi olduğum yaşamda Kendime acemi olduğumu söyledin bana İçindeki karanlık ormana yaptığın her yolculukta ellerinde kanlı küçük bir ipucu ile dönüyorsun geriye Bin kırık parçalı aynada hapsolmuş bin kırık parçalı görüntü gerçek dediğin Yeniden şekilleniyor baktığın her yerde Gözlerinden düşüyor bakışların, cam katılaşıyor, aldığı şekli soruyorsun bana Bilmiyorum şekillerin adını Halleri bilmiyorum, durumları Acemisi olduğum yaşamda acemi bir kadın çocuğum
|