kurşunkalem

21/9/2009 - BAYRAM

Kategori: denemeler

Bu kaçıncı bayram ki kanlı bir çingene düğününe dönüşüyor yankıları beynimin uğultulu sokaklarında. Kimseler görmüyor kaybolduğumu. Badem şekerleri, yastık altında saklanan kırmızı ayakkabılar, telaşlı-sevinçli çarpan yürek çocuktu… Şeker toplamak için çaldığı tüm kapılarda sevimli görünmeye çalışan çocuk yoruldu…

 

Bu kaçıncı bayram ki koyu gri bulutların gizlediği bir mezarlıkta tozlara karışıyor, kimselere göstermediğim gizli sevinçlerim. Ayakkabılarım toz oluyor,baba diyorum ben geldim…Hızla betona çarpan bir kadeh paramparça oluyor gözlerimin içinde.

 

Bu kaçıncı bayram ki, un ufak olma isteği. Köleliğimin kalın halatları oturuyor bileklerime,susuyorum…Kana kana koşmak istediğim ufuklar yırtılan bir fotoğraf gibi savruluyor.Gizlice halının altına süpürüyorum o fotoğrafın parçalarını…Belki bir gün birleştirebilirim…

 

Bu kaçıncı bayram ki, susturduğum tüm dakikalın vebali altında ezilmesin canım… Bu kaçıncı bayram ki avazımı salıp soluksuz yığıla kalırım… Bu kaçıncı bayram ki çan sesleri kulaklarımda… Yeşilden, maviden uzak gri bir yalnızlıkta…Kanlı bir çingene düğünü…Kesin gelinin saçlarını…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/9/2009 - AVCI

Kategori: denemeler

 

Bir bıçak verdim sana

Gölgemi bıçakla ey avcı

Kır aynayı

Su-ışık- ses-renk

Ver

Anadan üryan

 

Bir bıçak verdim sana

Kırık tarak

Rüyalar karıştı siyah denize, akarak

Yut beni ey avcı

Akıt kanımı

Kes saçlarımı

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/8/2009 - azad

Kategori: denemeler

Aynalara bakıp tanımaya çalıştığım bir yüz vardı

Boyadığım

Allayıp

Pulladığım

Ağlayan gözler vardı

Gülen dudaklar

 

Kimler için ağladım,unuttum çoktan

gidenler gitti  ev içlerine

uzun bir yolculuğa çıktılar ayrılık ülkesine

Korkularını hırka

İnsanlıklarını yok sayıp

 

Kurallara tapanları anlamadım hiç /onlarda beni anlamadı

Kendimi azad ettim

Azad etti beni yaşlı çınar

Dallarıma tüneyen baykuş azad etti

Tünediğim her damdan kovuldum / sürgün oldum

Kut bildim bu sözleri

İki tavuk teleği kırmızı ve mavi

Bir tutam perçem

Ayna

Mavi boncuk ve kına

 

 

Azad etti beni su

Suda yüzen çürümüş kayık

Bilmediğim bir ada

Eğrelti otundan bir taç

Güneşi kovalamak ve ayı beklemek dışında önemli olan ne

 

Sizin oyunuzu oynamak istemiyorsam

Kurallarınız öldürmez beni

Mağara duvarındaki parmak izine hesap verebilirim ancak

Buzullar arasındaki mamuta

Kireçtaşındaki deniz kabuğuna…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/8/2009 - armağan

Kategori: denemeler

Başlangıçlarım ve sonlarım vardı sessizce

Beliriverirdi

Ben bile anlamazdım neyin başlayıp neyin bittiğini

Bu işin nasıl olduğunu

Gümüş bir güvertede uzanıp gökyüzünü kazırdım gözkapaklarımın içine

Yeni doğmuş bir çocuk gibiydi bulutlar

Deniz çöl gibiydi

Ulu bir yok edişin azametiyle kibirli

Benim dışımda oluverirdi her şey

Çiçeğe duran şeftali

Kokularını salan ayva benim dışımda

Bir ben bilmezdim

Herkes bilirdi oysa

Ben bilmezdim nasıl büyür insan,

Ne zaman taşa dönüşür yürek

Sevmekten ne zaman vazgeçer

Sevdiğin insanlara dokunmakta ne kötülük vardı ki?

Oysa tene değen elimdi

Gümüş bir güvertede

Sesini dinliyordum parmaklarımın

Mutluydu onlar

Öptüğüm dudaklar mutluydu

Ölümü unutturan bir boşluktu

Tanrının kadına armağanı.

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/8/2009 - büyüme

Kategori: denemeler

 

Lacivertti gece, serindi rüzgâr

Uzansam parmak uçlarımda yıldızlar

Ay, yeni sırlanmış ayna

Görünmez sözcüklerle doldu sayfa

 

Cinlerin düğününden yeni dönmüştü ninem

Soluksuz kalmıştı gaz lambaları

Çardakta, yün yorgan ve döşek arasında

Evrence, kıpırtısız

Armut ağacının dalında, karga uykuda

 

Kuzukulağı kadar taze

Kına yaktığın eller uzanırdı suya

Çakıl taşı huzurda

Ben ve evren

Tüm ve mutluyduk

Yıldızları soğurdu kentin ışıkları

Gök gözünü yitirdi yüreğimize bağdaş kurmuş aşık

Ayda kırıldı ayna

Su kurudu

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/8/2009 - üşüten yaz(ı)

Kategori: denemeler

Çürüyen bir aşkın ellerinden tutmaya gücümüz yetmezdi, aslında bunu bilirde bilmezden gelirdik. Yazgımıza boyun eğmeme gibi asi bir eğilim vardı yatağında sakin akamayan ruhumuzda…

Çürüyen bir aşkın ellerimizden tutamayacağını bilirdik de bilmezden gelirdik. Ellerimizden tutmalıydı biri. Yaşamak için sonsuz boşlukta tutunmaya çabalardık, okyanusun ortasında.

Oysa batan gemiden kalan bir filika bile değil, yorgun kollarımız ,yorulgan.

 

Bizi bekleyen biri var

Bir yer

En aşağıda

Toplumsallığımızdan koptuğumuz ölçüde yabancı ve yalnız

Yabancı ve yalnız olamamak adına sürünün bir parçası

Sürü çekiyor seni kendine doğru

Çeşit çeşit sürüler var, bozkır kurdu bir başına

 

Bu bir tercih midir?

Algılama düzeyi; olsa olsa

Sadece o düzeye erişenlerin anlayabileceği, geri dönmenin mümkün olmadığı bir yer. Umudun ve inancın olmadığı. Azabın kol gezdiği. İğrendiğin ruhun ve delice aşık olduğun uzakta akan yaşam…

 

Çok cesurdun dedi bana

“Canım sıkılıyordu” dedim sadece

Sadece canım sıkılıyordu

Kırmızı atlasların ve mor kadifelerin altında kıvıldayan bir cansıkıntısı ele geçirmişti ruhumu

Yaprağın dalından kopması

Tüyün yere düşmesi

Taşın suda sekmesi

Bir yana

Yeşildi gök

Maviydi yer

Kırmızıydı kanım

Sarıya boyamıştım tüm duvarları

Görmüyordum aslında karanlıktı

Gözkapaklarımın gerisinde bir sarı mavi kırmızı yeşil cümbüş ki

Evlere şenlik

 

Acemisi olduğum yaşamda

Kendime acemi olduğumu söyledin bana

İçindeki karanlık ormana yaptığın her yolculukta ellerinde kanlı küçük bir ipucu ile dönüyorsun geriye

Bin kırık parçalı aynada hapsolmuş bin kırık parçalı görüntü gerçek dediğin

Yeniden şekilleniyor baktığın her yerde

 

Gözlerinden düşüyor bakışların, cam katılaşıyor, aldığı şekli soruyorsun bana

Bilmiyorum şekillerin adını

Halleri bilmiyorum, durumları

Acemisi olduğum yaşamda acemi bir kadın çocuğum

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kurşun kalemle yazıyorum,silinip gitsin isterse.kalıcı olmaya çalışmak gülünç geliyor bana.ellerimizden akıp gidiyor yaşamlar,yaşadığımızı sanıyoruz bir müddet,oysa geriye kalan yalnızca yanılsama...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

Uluer Aydoğdu
kahkaha
tehlikelioyunlar
Blogcu Yardım
sanategitimi
limon ekşi
erguvanlar
ticaretliseliyiz
neksi
yaziodasi
kenanyucel
frederichnietzsche
ajitasyonbaharlar
sonsuzruh
insancayasamak
perihanbaykal
systemfailed
tiananmenian
albatrosunguncesi
gladiox
vengisu
herseyzor
unutmadefteri
romankitapozetleri