kurşunkalem

3/10/2009 - ALLAHIN ÜVEY ÇOCUKLARI

Kategori: siir seckisi

biz faillerini kalplerinde taşıyanlar
biz allahın üvey çocukları,arkasızlar

biz hayata tenha bir ırmak gibi katılanlar
her yerinden sökülüp,her şeye katlananlar...

biz sökük düğmeliler,şezlongsuzlar,şarapsızlar
biz kozalarından kovulmuş ipek böcekleri

biz meçhul ve kara kişiler
yolcular,mazlumlar,çardaksızlar
biz güneşte çekmiş serin kır kahveleri...

biz ışıkla sözün tılsımında
ve sabrın yankısında saklananlar

biz sesinden başka sokağı
düşünden başka vatanı olmayanlar...

biz yağmurlarda şemsiyesiz yıkananlar
yakılanlar,yakınanlar

biz lanetli kişiler,ötekiler
biz türkü söyleyenler!

biz sürgünler,kefensizler
biz aylak günlerin upuzun şarkıları

biz biat etmeyenler!

bütün namlular bize göredir
bize göredir çarmıhlar,mezarlıklar
bize göre yalnızlıklar

biz şehre duyurulan bir kara haber
biz bütün ölmüşler,gömülmemişler
biz yazgısında gül bitmeyenler

o seslerin içinde sestik bir zaman
yankısı boğuldu,suflesi yalan
biz de o düşlerin içinde düştük bir zaman

yanıtını çaldırmış sorularız biz!


Yılmaz Odabaşı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/9/2009 - BAYRAM

Kategori: denemeler

Bu kaçıncı bayram ki kanlı bir çingene düğününe dönüşüyor yankıları beynimin uğultulu sokaklarında. Kimseler görmüyor kaybolduğumu. Badem şekerleri, yastık altında saklanan kırmızı ayakkabılar, telaşlı-sevinçli çarpan yürek çocuktu… Şeker toplamak için çaldığı tüm kapılarda sevimli görünmeye çalışan çocuk yoruldu…

 

Bu kaçıncı bayram ki koyu gri bulutların gizlediği bir mezarlıkta tozlara karışıyor, kimselere göstermediğim gizli sevinçlerim. Ayakkabılarım toz oluyor,baba diyorum ben geldim…Hızla betona çarpan bir kadeh paramparça oluyor gözlerimin içinde.

 

Bu kaçıncı bayram ki, un ufak olma isteği. Köleliğimin kalın halatları oturuyor bileklerime,susuyorum…Kana kana koşmak istediğim ufuklar yırtılan bir fotoğraf gibi savruluyor.Gizlice halının altına süpürüyorum o fotoğrafın parçalarını…Belki bir gün birleştirebilirim…

 

Bu kaçıncı bayram ki, susturduğum tüm dakikalın vebali altında ezilmesin canım… Bu kaçıncı bayram ki avazımı salıp soluksuz yığıla kalırım… Bu kaçıncı bayram ki çan sesleri kulaklarımda… Yeşilden, maviden uzak gri bir yalnızlıkta…Kanlı bir çingene düğünü…Kesin gelinin saçlarını…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/9/2009 - AVCI

Kategori: denemeler

 

Bir bıçak verdim sana

Gölgemi bıçakla ey avcı

Kır aynayı

Su-ışık- ses-renk

Ver

Anadan üryan

 

Bir bıçak verdim sana

Kırık tarak

Rüyalar karıştı siyah denize, akarak

Yut beni ey avcı

Akıt kanımı

Kes saçlarımı

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/8/2009 - hüzün/A. Galip

Kategori: siir seckisi


YANKI

I

Silemediğim bir sırrı tarihin
Avuçlarımda bir damla civa
Anı ve yankı olarak kaldı bende

II

Anıların yankılanmayacağı
Sığınaklar aradım
Issızlıklar
Unutuluş
Göç ettiğim her mekana
Geç ulaştım
Tüten ocaklar
İzi belli çadır yerleri
Kurtulamadığım aynı döngü
Biriken ürperti
Cahhıraş çığlıklar

III

Bütün sırlarımı
Görünmez bir mürekkeple
Boynumdaki hamaylıya yazdım
Sanki yalnızca dilsizler
Bir sırrı saklarmış gibi
Dilimin ucunda biriken ürpertiyi kestim
Kül bastım yarama
Ve yeniden bir göçe dönüştüm

IV

Bana çöl sessizliğinin dilini
Sabrın alfabesini öğreten
Rüzgar tanrıçası
Boynumda koparıp hamaylımı
Kırık bir ok olarak veda etti

V

Gözlerinden dokunamıyorum sana
Göçmen kuşlar uçuyor gözlerinde
Gözlerinde ayrılıklar yankılanıyor
Ayrılık hüznü
Hüzün aşkı örtüyor

VI

Giden birinin ardından
Kırık bır ok atılmaz
Direndin
Vakit doldu ey kalbim

VII

Aah...




A.Galip

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/8/2009 - azad

Kategori: denemeler

Aynalara bakıp tanımaya çalıştığım bir yüz vardı

Boyadığım

Allayıp

Pulladığım

Ağlayan gözler vardı

Gülen dudaklar

 

Kimler için ağladım,unuttum çoktan

gidenler gitti  ev içlerine

uzun bir yolculuğa çıktılar ayrılık ülkesine

Korkularını hırka

İnsanlıklarını yok sayıp

 

Kurallara tapanları anlamadım hiç /onlarda beni anlamadı

Kendimi azad ettim

Azad etti beni yaşlı çınar

Dallarıma tüneyen baykuş azad etti

Tünediğim her damdan kovuldum / sürgün oldum

Kut bildim bu sözleri

İki tavuk teleği kırmızı ve mavi

Bir tutam perçem

Ayna

Mavi boncuk ve kına

 

 

Azad etti beni su

Suda yüzen çürümüş kayık

Bilmediğim bir ada

Eğrelti otundan bir taç

Güneşi kovalamak ve ayı beklemek dışında önemli olan ne

 

Sizin oyunuzu oynamak istemiyorsam

Kurallarınız öldürmez beni

Mağara duvarındaki parmak izine hesap verebilirim ancak

Buzullar arasındaki mamuta

Kireçtaşındaki deniz kabuğuna…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/8/2009 - armağan

Kategori: denemeler

Başlangıçlarım ve sonlarım vardı sessizce

Beliriverirdi

Ben bile anlamazdım neyin başlayıp neyin bittiğini

Bu işin nasıl olduğunu

Gümüş bir güvertede uzanıp gökyüzünü kazırdım gözkapaklarımın içine

Yeni doğmuş bir çocuk gibiydi bulutlar

Deniz çöl gibiydi

Ulu bir yok edişin azametiyle kibirli

Benim dışımda oluverirdi her şey

Çiçeğe duran şeftali

Kokularını salan ayva benim dışımda

Bir ben bilmezdim

Herkes bilirdi oysa

Ben bilmezdim nasıl büyür insan,

Ne zaman taşa dönüşür yürek

Sevmekten ne zaman vazgeçer

Sevdiğin insanlara dokunmakta ne kötülük vardı ki?

Oysa tene değen elimdi

Gümüş bir güvertede

Sesini dinliyordum parmaklarımın

Mutluydu onlar

Öptüğüm dudaklar mutluydu

Ölümü unutturan bir boşluktu

Tanrının kadına armağanı.

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kurşun kalemle yazıyorum,silinip gitsin isterse.kalıcı olmaya çalışmak gülünç geliyor bana.ellerimizden akıp gidiyor yaşamlar,yaşadığımızı sanıyoruz bir müddet,oysa geriye kalan yalnızca yanılsama...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

Uluer Aydoğdu
kahkaha
tehlikelioyunlar
Blogcu Yardım
sanategitimi
Kitap Özeti
erguvanlar
ticaretliseliyiz
neksi
yaziodasi
kenanyucel
frederichnietzsche
ajitasyonbaharlar
sonsuzruh
insancayasamak
perihanbaykal
systemfailed
tiananmenian
albatrosunguncesi
gladiox
vengisu
herseyzor
unutmadefteri
romankitapozetleri